| Kin; Kalbin Huzurunu Bozar |
“Sizden (dinde) fazilet ve (dünyada) servet sahibi olanlar akrabalarına, yoksullara, Allah yolunda hicret edenlere vermelerinde kusur etmesin (ler). Affetsinler, (ve onların hatalarına) aldırış etmesin (ler). Allah’ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah çok bağışlayıcı ve çok esirgeyicidir." (Nur; 22) |
|
İmama Uyan Kimsenin Durumu  |
Hanefi mezhebine göre, imama uyan kimsenin, müdrik, lahik ve mesbuk olmak üzere üç hali vardır. 1- Müdrik: Müdrik, namazın başından sonuna kadar aralıksız olarak imama uyan ve bütün rekatları imamla beraber kılan kimsedir. |
|
Sahabe ve Evliyanın Güzel Ahlakı  |
Ashab-ı kiramların ve evliyaların en büyük ve en başta gelen ahlakı, Kur'an-ı Azimüşşan'a ve Peygamber Efendimiz (sav)'e sıkı, sıkı bağlı olmalarıdır. Fıkhi ilimlerden kendilerine ve çevrelerindeki insanlara lazım olan bilgileri bilmedikçe, asla insanları irşad etmeye kalkmazlardı. Nitekim Cüneyd-i Bağdadi (k.s) şöyle demiştir; “Bizim kitabımız, kitapların en büyüğü olan Kur'andır. Yolumuz da, Kur'an ve sünnetle takviye edilmiş bir yoldur. Kim Kur'an-ı okumaz ve sünneti uygulamazsa ona uymak caiz değildir.” |
|
Hudeyb B. Adiy (RA)  |
Bedir Harbi'nden sonra Hubeyb bin Adiy'i esir aldılar. O savaşta; Ebu Cehil başta olmak üzere, yetmiş büyük kâfir öldürülmüştü. İntikam almak için hırslandılar. Hubeyb bin Adiy, onların eline geçince, müşriklerin kadınları, çocukları ve gençleri ne yapacaklarını saşırdılar. Ondört yaşında, henüz müslüman olmamış Said bin Amr isminde bir genç de, müşriklerin, bu ashabı nasıl idam edeceklerini temaşa ediyordu. |
|
Zekatı Allah İçin Vermek  |
Allah için zekât vermek, dünya ni'metlerinden uzaklaşarak, ahiret için yapılan karlı bir ticarettir. Onun için insan, elindeki bu varlığı ve zenginliği Allah-u Zülcelal'in verdiğine ve yine O'nun bir gün alabileğine inanıyorsa, Allah-u Zülcelal'in emretmiş olduğu zekâtı verirken cimrilik yapmamalıdır. "Müminlerin mallarından zekât al ki, onları temizleyip mallarını çoğaltasın." (Tevbe; 103) |
|
Zalim Kime Denir?  |
İşte, zalim kime denir? Başka insanlara zulmedene zalim denildiği gibi, nefsine böyle haksızlık yapana da zalim denir. Günah işlemek suretiyle nefsimizi cehennem ateşine müstehak etmek ruhumuza, nefsine yaptığımız bir zulüm ve hakarettir. Onun için daima birbirimize yardımcı olmamız lazımdır. Cemaatle Allah'a yönelmek Allah'ın yanında çok kıymetlidir. Çünkü ‘cemaat rahmettir’ cemaatten ayrılmak da helaktır denilmiştir. İnsan cemaatten ayrılırsa helak olur. |
|
Zekat Vermemenin Kötülüğü  |
“Altın ve gümüşleri biriktirip, Allah yolunda harcamayanları büyük bir azabın beklediğini müjdele. Kıyamet günü, altın ve gümüşleri ateşte kızartılarak, bunlarla sağları, solları, yanları ve sırtları dağlanır. İşte bunlar biriktirdiğinizdir. Biriktirdiğinizin tadına bakın.” (Tevbe; 4–5) |
|
Zalim ve Mazlum  |
“Herkes kendi kazandıklarına karşı bir rehindir” (Tur:21) Allah-u Zülcelâl kuluna dünyada yaptığı amele göre Kıyamet gününde muamele edecektir. Bizden öncekilerden ibret almak suretiyle kendimizi ahirete hazırlamamız lazımdır. Beni İsrail'in cebbarlarından bir tanesi Allah'ı tanımıyordu. Allah'ın, ölümün, Azrail'in var olduğunu duymuştu fakat, sanki yokmuş gibi gaflet ve keyfu sefaya dalmıştı. Bir gün aniden baktı ki bir adam evine izinsiz olarak girmiş. |
|
Zalimler Cehennemdedir  |
Peygamber Efendimizin (sav) buyurduğu bir kudsi hadiste Allah-u Zülcelal şöyle buyurmaktadır: “Kullarım, benim evimin ehli gibidir. Kim onlara merhametli, şefkatli ve güzel davranırsa, ben de ona karşı şefkatle ve güzel davranırım. Kim de onlara zulüm ve hakaret ederse, ben de onu cehennem ateşinde yakarım.” Nasıl insanın evinin bir ehli iyali varsa, kullar da Allah-u Zülcelâl'in iyalidir, hane halkıdır. |
|
Yusuf Hemedani Hazretleri (K.S)  |
Yusuf-u Hemedani (Kuddise Sirruh) miladi 1048 yılında Hamedan'da doğdu. 1140 yılında da Herat'tan Merv'e giderken yolda vefat etti. İmam-ı Azam'ın neslindendir. Yusuf-u Hemedani (Kuddise Sirruh) altmış yıldan fazla, insanlara doğru yolu göstermekle meşgul oldu. Yüzlerce talebe ondan ders aldı. Abdulhalık-ı Gücdevani (Kuddise Sirruh) ve Ahmed Yesevi (Kuddise Sirruh) gibi büyük veliler yetiştirdi. Bunlardan Ahmed Yesevi (Kuddise Sirruh), Türkistan tarafına göçedip, insanları irşad ederek büyük hizmetler yaptı. Yusuf-u Hemedani (Kuddise Sirruh), bütün dostlarına, talebesi Abdulhalık-ı Gücdevani (Kuddise Sirruh)'ye tabi olmalarını söyledi. Kendisinden sonra bu talebesi insanlara doğru yolu gösterdi. |
|
Yedi Organın Günahtan Korunması  |
Akıl, kendi nefsine, yedi organının isyandan muhafazası için tavsiyede bulunacaktır: 1. Göz hakkında; haram olan şeylerden muhafaza için tavsiyede bulunacak, yabancıya veya bir müslüman kardeşinin mahrem yerine bakmamayı, müslümana hakaret gözüyle bakmamayı, hatta boş şeylere bakmamayı tavsiye edecek. Allah-u Zülcelal gözlerini niçin yarattıysa, onları o görevde kullanmayı nefsine tavsiye edecek ve yardımcı olacak. Kur'an-ı Kerim okuyacak, bakmış olduğu şeylere ibret nazarıyla bakacak vb. |
|
Ümit Etmenin Fazileti  |
İnsan, ne olursa olsun Allah-u Zülcelal'in rahmetinden ümidini kesmemeli, daima hata ve günahlarından tövbe edip Allah-u Zülcelal'in emir ve nehiylerine sarılarak, kendisini O'nun rahmetine, af ve mağfiretine müstehak etmeye gayret göstermelidir. O'nun rahmeti çok geniştir. Nitekim Peygamber Efendimiz (sav) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur.
“Allah, mahlukatı yaratınca, arşın üstünde, kendi katındaki bir kitaba; “Rahmetim gazabımı geçmiştir” diye yazmıştır.” (Buhari) |
|
|
Ucub ve Afetleri  |
Ucub, kalbi hastalıkların büyüklerinden biridir ve cennet yolunda bulunan ve insanın Allah-u Zülcelal'in rızasını kazanmasına ve ebedi olarak saadete kavuşmasına büyük bir engeldir. Eğer insan kendisinde bulunan ucub hastalığından habersiz ise, ne kadar taat ve ibadet, hayır ve hasenat yaparsa yapsın, kendisini zengin zanneden, büyük bir fakirdir. Çünkü kalbinde bulunan ucub, tıpkı ateşin odunları yakıp kül ettiği gibi, hayır ve hasenatını, taat ve ibadetini mahveder. Ucub, öyle bir hastalıktır ki, Allah-u Zülcelal insanın üzerindenin yardımını kaldırır ve her ameline şeytanı ortak yapar. |
|
Esmaül Hüsna; El Melik  |
Melik : Herşeyin hakimi, bütün kâinatın hükümdarı. Cenab-ı Hak buyuruyor: "Hak melik olan Allah pek Yücedir, O'ndan başka İlah yoktur; Kerim olan Arş'ın Rabbidir." (1) Melik ismi, gerçek anlamda her yönüyle yalnız Allah içindir. Bu sıfat, Allah'ın diğer bütün kemâl sıfatlarının var olmasını zorunlu kılar. Melik ya da malik olma, malik olunan şey üzerinde istenildiği biçimde tasarrufta bulunmayı gerektirir. |
|
| Fazla Yemek Bir Şehvettir ve Zararlıdır |
Yemek şehvetinin zararlarından bazıları şunlardır: a-Allah korkusu kalpden gider. b-Mahlukata karşı merhamet duygusu kalbinden çıkar. c-Fazla yemek insana bir ağırlık vererek, taat ve ibadetine mani olur. d-Hikmetli sözleri duysa da, kalbi yumuşamaz. e-Kendisi hikmetli sözleri konuşsa da, başkalarına tesir etmez. |
|
Esmaül Hüsna ve Anlamları  |
Er- RAHMÂN : Bütün Yaratılmışlar hakkında hayır ve merhameti tercih eden , Er- RAHÎM : Çok merhamet eden, büyük nimetler veren. El- MELİK: Bütün Kainatın Tek Sahibi ve mutlak hükümdarı. |
|
| Tevazu Kibrin Zıddıdır |
“Rahmanın kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler.” (Furkan; 63) Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Ne mutlu o kimseye ki, zillet derecesine vardırmadan tevazu gösterir. Helal yollardan kazandığı malını hayırda sarfeder. Düşkün ve miskinlere merhamet eder. İlim ve hikmet sahipleriyle oturup kalkar.” (Taberani, Bezzar)
Tevazu, kibrin zıddı ve karşıtı olan bir huydur. Bu sebeple kibir ne kadar kötü ise tevazu da o kadar iyidir. Kibir firavunların huyu, tevazu ise peygamberlerin ve salihlerin ahlakıdır. |
|
Neler Ucub Konusudur  |
1-Cemali, endamı, sıhhati, kuvveti ve sesinin güzelliği ile kendini beğenip, bunların her an Allah-u Zülcelal tarafından geri alınabilecek birer nimeti olduğunu unutmaktır. Bunun tedavisi ise; İlk yaratılışındaki oluşumunu, içinin pisliklerle dolu olduğunu, güzel yüzünün ve yumuşak bedeninin toprakta nasıl çürüyeceğini, böceklerin, akrep ve yılanların yiyeceği olacağını derinlemesine düşünmektir. |
|
Ucub'un Tedavisi  |
Ucub hastalığının sebebi bilgisizliktir. Bunun tedavisinin tek yoluda ilimdir. Örneğin; güzelliği, kuvveti, asaleti, serveti gibi kendi iradesinin dışında olan şeylerle, insanın kendini beğenmesi, gerçekte kendi malı olmayan şeylerle övünmesi demektir. Çünkü, bunların hepsi Allah-u Zülcelal'in birer lütfudur. Nitekim, Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede; “ Eğer üzerinizde Allah'ın fazl-ı rahmeti olmasaydı, içinizden hiçbiriniz ebedi olarak (kendisini) temize çıkaramazdı. Ancak Allah dilediğini temize çıkarır. Allah hakkıyla işiten ve bilendir.” (Nur; 21) buyurmuştur. |
|
Yegane Kurtuluş Çaremiz: Tövbe  |
“Ey iman edenler! Allah’a tövbe edin. Muhakkak kurtuluşa erersiniz.” (Nur, 31) Allah-u Zülcelal, ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Muhakkak Allah, iman eden kimselerin sahibidir. İman edenler Allah’ın muhafazası altındadır. Kafirlerin (ise ne dünyada, ne ahirette muhafaza edecek) sahipleri yoktur.” (Muhammed, 11) Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede, müminlere ne güzel müjde veriyor. Bunun yanında kâfirlere de, kendilerini nelerin beklediğini, dünya ve ahiret hayatlarının nasıl bir perişanlık içinde olduğunu haber veriyor. |
|
| Hased; Kıskançlık |
“Münafıklar, elinizdeki nimetin zeval bulmasından ve sıkıntı çekmenizden hoşlanırlar. Size karşı duydukları buğz ağızlarından (sözlerinden) bellidir. Kalplerinde gizledikleri buğz ise daha büyüktür.” (Al-i İmran; 118) Hz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Hased, ateşin odunu yaktığı gibi, sevap ve iyilikleri yakar.” (Buhari) |
|
| İki Kısım Tevazu Vardır |
Birincisi: Kulun, Allah-u Zülcelal’in emir ve nehylerine boyun eğmesidir. Çünkü nefs rahat etme arzusu ile Allah-u Zülcelal’in emirlerinden yüz çevirir ve nehylerine meyleder. Bu durumda insanın Allah-u Zülcelal’in emir ve nehylerinin karşısında nefsine boyun eğdirmesi, tevazudur. |
|
| Hilm; Yumuşak Huyluluk |
“İyilik yapmakla kötülük yapmak bir değildir. Sen kötülüğü en iyi şekilde def et. O zaman görürsün ki, seninle arasında husumet bulunan kimse sıcak bir dost gibi olmuştur.” (Fussilet; 34) Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Bir kimse de üç fazilet yoksa o boştur. Bu faziletler; sahibini günahlardan koruyan takva, kavgalardan koruyan hilm ve muamelelerde gösterilen güzel ahlaktır.” (Taberani, Ebu Nuaym) |
|
| Öfke; Kızgınlık |
“Allah’tan korkanlar, öfkelerini yenenler ve insanların kusurlarını affedenlerdir. Allah da iyilik yapanları sever.” (Al-i İmran; 194) Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Her kim öfkesini yenerse, Allah o kimseden azabını men eder. Her kim Rabbine istiğfar ederse Allah onun istiğfarını kabul eder. Her kim dilini kötü söylemekten muhafaza ederse Allah o kimsenin ayıplarını örter.” (Beyhaki) |
|
|